.

NEXT STATION : LONDON
united states los angeles etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
united states los angeles etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Mayıs 2011

Lights, Action, Hollywood !

Küçüklükten beri bana en ulaşılmaz gelen şeydi Hollywood. Ama peşinden gidecek cesaretiniz varsa, bütün hayalleriniz gerçek olabilir bu hayatta. Bir süre önceye kadar Hollywood'un Amerika'da sadece plakalarla, dağın birine yazılmış bir yazı olduğunu düşünürdüm. Olay pek de sandığım gibi değilmiş. Hollywood, Amerikan Film Endüstri'sinin kalbinin attığı ve sokakta yürüyen herkesin kendisi star sandığı, star sanmayanların her an keşfedilmeyi beklediği Los Angeles'ın küçük bir semti. Bu da o meşhur "Hollywood Sign".

Uzun yıllardan beri memleketim Trabzon'un Boztepe'sinde de "Trabzon Sign" var ama sanırım ulaşılabilirliği kolay olduğundan pek de etkilemiyor beni. Yüzüklerin Efendisi'nin yeni bir filminde gösterilirse belki etkiler. :P



Veee Hollywood diyince akla ilk gelen mekan: Kodak Theatre. Meşhuuuuuur Oscar Ödül Törenleri'nin yapıldığı yer. 14 dolarlık bir ücretle bir rehber eşliğinde yarım saatlik bir turla içeriyi gezebiliyorsunuz. Tabi fotoğraf çekmek yasak olduğundan dışıyla idare etmek durumundasınız. Özetle: ihtişam o biçim.



Kodak Theatre Hollywood Bulvarı'nın üzerinde yer alıyor. Her gün binlerce turist tarafından ziyaret edildiğinden dolayıdır ki özgüven sahibi insanlar bahşiş karşılığında girdikleri film karakterlerinin kılıklarıyla geçimlerini sağlıyorlar. Objektifime takılanlar:



Bayağı uzun bir bulvar bu Hollywood Bulvarı. En büyük özelliği ise dünyaya mâl olmuş bütün Tv, film yıldızları, şarkıcılar, çizgi film karakterleri vb...starların isimlerinin yazılı olduğu yıldızlar, kaldırımlardaki yerini almış. Geçenler de aldığım habere göre en son Penelope Cruz'un adı eklenmiş bu yıldızlar kervanına. Birçok yıldız da hala boş olarak bekletilmekte. Yıldızlar arasında en özel yere sahip olanı ise "Muhammed Ali". Onun ki yerde değil, özel bir camekanın içinde duvarda asılı şekilde Kodak Tiyatrosunun içinde sergilenmekte. Canlı Para'da çıkabilir bu soru, bilin istedim.



Hemen Kodak Tiyatrosu'nun yanında yer alıyor: "Grauman's Chinese Theatre". Dünya starlarının el ve ayak izlerinin yer aldığı tiyatro en son Sherlock Holmes ve Iron Man'in yıldızı Robert Downey Jr.'a bir yer ayırmış.



Hollywood aynı zamanda birçok hediyelik eşya mağazası, Hard Rock Cafe, Madame Tussauds Müzesi, Guinness Rekorlar Müzesi, Ripley's Believe It or Not Müzesi, büyük, üzeri açık bir alışveriş merkezi ve onlarca gece kulübünü barındıran bir eğlence kenti. Oteller caddesi Sunset Bulvarı'na ise sadece iki sokak paralel, bilginize. :)



Kodak Theatre Giriş Ücreti: 14$
Madame Tussauds Müzesi: 25$

15 Mart 2011

Palmiyeler ve "Santa Monica"

Bu ara hep santalardan gidiyoruz ama söz, bu sonuncusu. Santa Monica, Los Angeles'a 15-20 dakika uzaklıkta, California'nın en güzel beachlerinden birine sahip güzel bir kasaba. Santa Monica College bölgenin en önemli okullarından diye geçiyor. Daha otoparka gelir gelmez başladık fotoğrafları çekilmeye. Bu güzellik karşısında bir saniye daha bekleyemezdik. Bu arada fotolarda gördüğünüz kişi Fatmagül'ün yengesi Mukaddes Yenge değil, bizzat ablam. Saçlardan ötürü bi yanlış olmasın da! :P


Bu memlekete bayağı bir aç düşmüş olacağız ki kendimizi acilen güzel bir yer bulmaya adadık. Tabiki günü kurtaran mutfak yine İtalyanlarınki oldu. Benim sebzeli lazanya dışındaki mamüller tarafımızca pek de beğenilmedi aslında. Ablamın klasik kremalı tavuklu fettucine sevdası bile pek tatmin etmedi onu, o kadar açlığa rağmen. Caco'nun pizzasından hiç bahsetmiyorum bile. :)


Karınlar doyunca mutlu mesut attık kendimizi yollara. Laf kalabalağına gerek yok. Binlerce palmiyeyle çevrilmiş, kocaman caddesiyle işte Santa Monica sokakları

Dipnot: Ablam ordaki dansözden daha iyi dansediyordu. Sol alttaki fotoğrafta da iddiasını gözler önüne seriyor zaten. Anadolu'nun bööğründen kopmuş gelmişiz ne de olsa...

14 Mart 2011

Jet Sosyete Hesabı "Santa Barbara"

Kulaktan dolma bilgilerle keşfettiğimiz bir yer burası. Açıkçası Amerika'ya gitmeden önce şahsı hakkında hiçbir fikrim yoktu. Tamamen ordaki arkadaşlarımızın bitmek bilmeyen methleri sonucu gitmeye karar verdiğimiz bir yer. İyi de etmişiz. Ladies and gentleman, please welcome SANTA BARBARA (Böyle daha havalı oluyor).


Los Angeles'a arabayla 45 dakika mesafede olan Santa Barbara, izlenimlerimize ve daha sonradan araştırdığımız bulgulara göre jet sosyetenin nabzının attığı yermiş. Sosyete nerde, Türkler orda tabiki. Bakınız bizzat bir garden partinin içindeyiz, üstelik dans ediyor, eğlenir gibi yapıyoruz. :)


2010 da tekrar ayak basıp, oralara gitmemek olur mu hiç? Santa Barbara sokakları ve biz

Burası da arabımızı park ettiğimiz yerin yanıydı hemen, güzel bir sahil. Herhalde en eğlenceli vakti burada geçirdik. Ay aman denizleri aş da gel kurbanın olam hesabı pozlarımız çekiliyor, veda öncesi son buselerimizi alınlarımıza konduruyorduk.


Ne yiyeceğim derdinden sizi kurtaran İtalyan restaurantlarından biri. Lazanya çok yağlıydı ama gerçek tramisu bu yediğim olmalıydı.


Oldu o zaman.

11 Aralık 2010

Six Flags Rollercoaster Park California

Aylar yıllar üstüne yeni post sonunda geldi. Kafam iyiyken, sınavlar da başlamadan, kendimle kalmışken fırsat bu fırsattır. Gelecek istasyon dediğim "Six Flags Rollercoaster Park" dayız. Amerika'nın birkaç şehrinde şubeleri olan bu park dünyanın en eğlenceli parkı olarak gösteriliyor. Biz Los Angeles'a yarım saat mesafede olan şubesine gittik ama nasıl gittik, ne siz sorun ne ben söyleyeyim...



Six Flags Amerika'ya gitmeden önce biletlerini satın aldığım atraksiyonlardan biriydi. Orada internet problemi yaşamamak için elimde koca bir dosya ve içerisinde onlarca çıktıyla gittik ki en iyisini yapmışız. Planladığınız şeyleri gün gün yaşıyor olmanın keyfi paha biçilemez bir durum.

Kaç gün öncesinden stres başladı ablamla eniştemde tabi. Ben daha önceki Amerika maceramda bu deneyimi yaşadığımdan gayet rahattım çünkü bize göre göründüğü kadar korkunç değildi ki rideları yaşadıktan sonra bu yargımıza daha bir inanmıştık.Her gün bizi erken saatlerde kaldıran eniştemin Six Flags e gideceğimiz gün uyandığı halde saat 13:00 a kadar bize bir tık etmeyişi olayla ilgili gerginliklerini sizlere hissettiriyordur. Zaten otoparka arabayı çektiğimizde karşımıza çıkan bu görüntü aslında herşeyi açıklıyordu. :)


Bu turuncunun adı Goliath. Parkın içinde onlarca alet var.Ama bu bizim için en özeli.Çünkü aynı insan eniştemin trenin en tepeden indiği her anda bakın bakın ve vay anasına tarzı tepkileri günün repliği olmuştu artık :) En iginci de baktık baktık ama binemedik. Çünkü binmemek için elimizden gelen her türlü oyalanma hallerini yaşıyorduk. Yemekler, kahveler, tuvaletler, alışverişler bitmiyordu ki bir atraksiyon yaşayalım. En ilginci de ablamın: "Biliyor musunuz, ben çok sıkıldım" cümlesini kurmasıydı, hem de dünyanın en eğlenceli EĞLENCE PARKI'nda. :)

biz ve Six Flags & Six Flags ve biz


Sonuç ne oldu biliyor musunuz? Seviyesi en düşük olan ridedan sonra, gerim gerim gerilen çiftimiz "Scream" isimli ridea binmemizin ardından park alanını terk etme kararı aldı. Ablam trene binmeden önce garip, delirmeye yönelik tepkiler vermeseydi, zorlayacaktım aslında. :))) Adrenalin dolu parktaki gezimizi Polyanna bir şekilde tamamlamaya karar verdik. Looney Tunes karakterleriyle fotoğrafımızı çekildik ve unutulmaz birer kap dondurma yedik. Üstelik Türk bir Work&Travel maceracısı arkadaşımızın elinden.:)

Amerika' ya gidildiği zaman olmazsa olmazlardan biridir "Six Flags". Oraya gitmeden dönerseniz gözüme görünmeyin nalet olasılar. Öpüldünüz ;)

Six Flags Park Ücreti : 35$
Dondurma: Sanırım 8$ falandı.

22 Ekim 2010

Universal Studios Hollywood

Uzuun bir aradan sonra selamlarımı sunarım güzel insanlar. Yaz tatiliydi, ev taşımaydı, kayıt yenilemeydi ancak oturdum ama bundan sonra bu işi bi düzene sokacağım, merak etmeyiniz. Kaldığımız yerden devam etmemiz için eğlenceli bir şeyler sergilemem gerekiyordu ki film stüdyoları imdamıma yetişti. Bayanlar baylar; eğlencenin başkenti universal studiolarına hoşgeldiniz.


Arabayı parkediyorsunuz, asansör kapıları açılıyor ve böööyle bir dünya karşılıyor sizi. İmax sinemasıyla, restaurantlarıyla, meşhuuur Hard Rock Cafesiyle ve onlarca tekstil ve hediyelik eşya mağazalarıyla 500 metrelik Cityloft universal studioların alışveriş alanı:(Tabi buralarda sevgili ablam Alev'i tutabilene aşk olsun)



Burası da aynı yerin akşam versiyonu: Yani enişte Caco'ya inmenin indiği o dakikalar:

Universal Studiolar onlarca ride dan oluşan bir eğlence merkezi. Ride dediğim şey de ray sistemlerine oturtulmuş belirli filmlerin içeriğinden oluşan 1-2 dakikalık eğlence aracı. Bunlar da ride lardan fırlayan bazı karakterler işte :)


Ride demişken böyle birşeyi kastediyorum. Mesela Simpsonslar. 2008 yılında kurulmuş bu bölümde bindiğiniz 8 kişilik makineyle yükselerek bir simspons çizgi filminin oyuncusu oluyorsunuz. Bir makinede olmanıza rağmen aletin rollercoaster hissi yaşatması da "adamlar yapmış abi" cümlesini kurmamıza sebep olan şey zaten ;) O şey bu şey yani...

Bu da içeriye girer girmez hurrraaaaa,koşun diye herkesin bir an önce sıra oluşmadan üşüşmeye çalıştığı çok meşhur studio turdan kesitler. 45 dakika bekleyerek huzura ulaştığımız bu turda; geçmişte çekilen filmlerin setlerini gezerken, orada kullanılan arabalar ve evleri de cıbıldak gözle görebiliyorsunuz. Tabi yeni çekilmekte olan filmler ve çekimi devam etmekte olan dizilerin de setlerini görebiliyorsunuz(Desperate Housewives gibi). Biraz sıkıcı gibi anlattım belki ama bu 45 dakika da size yaşattıkları heyecan apayrı bişe. Tepemize kamyonun düşmesi, suların bizi lop etmesi, jaws köpek balığının yeniden doğuşu zart zurt.Aracın tepesinde ekranda gösterilen filmi size yaşatıyolar sonuç olarak.Gidin görün canım, onu da anlatırsam ne heyecanı kalır.Haa bu arada 45 dakika bekleyerek huzura ulaştık dedim ya hani. Bilet satın alırken fast pass diye bir seçenek sunuyolar size. Bununla hiç beklemeden istediğiniz ride a en önden binebiliyorsunuz. Tabi bir bedeli var: normal bilet bedelinin 4 katı kadar ;) Para var, huzur yok demeyin yani.


Bu da 1995 yapımı "Waterworld" filminin yarım saatlik canlı filminden görüntüler. İlk söyleyeceğim şey, içeriye girdiğiniz de mümkün mertebe en arkalara oturun, aksi takdirde sudan çıkmış balıktan beter oluyorsunuz.Adı üstünde ya zaten "Su Dünyası" Bugün CNBC-e de izlediğiniz birçok dizinin yardımcı oyuncuları tarafından vardiyeli olarak hayata geçirilen bu gösteri de uçan adamlar, düşen uçaklar vb... onlarca atraksiyon var. :)


Gelelim Universal Studiolar'ın 2010 yılında patlattığı bombasına: "King Kong 360 derece 3D." 3D demelerine bakmayın siz, oldukça mütevaziler bu konuda. Bizce 45D falan.Bu deneyimden sonra Türk sinema sektörüne ne denli bir katkım olur bilmiyorum. Yine Studio Tour içerisinde simsiyah bir tünelin içerisinde filmin yaratıcısı Peter Jackson'ın konuşması ile başlayan atraksiyon son nokta. Başka da bişe demem. Buyrun!

Universal Studios Giriş Ücreti: 59 $ (herşey dahil)